
Bazı cümleler vardır ki, söylenirken salonda birkaç kişi güler; ama ertesi gün bütün ülke konuşur.
Bu yıl Malatya Kayısı Festivali’nde sahne alan sanatçının, “Malatyalılar nerede?” sorusuna seyirciler arasından gelen “Kayısı hasadında.” cevabı ve ardından verilen esprili karşılık, festivalden daha çok konuşuldu.
İşin ironik tarafı şu; bazen bir organizasyonu anlatmak için saatlerce sunum yapmanıza gerek kalmaz. Bir cümle, bütün raporların yerine geçer.
Çünkü organizasyon dediğiniz şey, sahneye çıkan sanatçıdan önce başlar.
Bizim memlekette bir söz vardır: “Davulun sesi uzaktan hoş gelir.” Oysa davulun sesini duyurabilmek için önce davulu çalacak, sonra da sesini insanlara ulaştıracak bir organizasyon gerekir.
Festival yapmak; sanatçıyı arayıp sözleşme imzalamak, sahne kurmak, ışıkları yakmak ve konser saatini beklemek değildir.
Festival yapmak, düğün yapmaya benzer.
Düğün salonunu kiralayıp gelinliği aldıktan sonra mahalleye haber vermezseniz, düğünde oynayanlarla pasta kesenlerin sayısı birbirine eşit olur.
Sonra da “Misafirler niye gelmedi?” diye şaşırırsınız.
Organizasyonun altın kuralı şudur:
Önce insan gelir, sonra sanatçı.
Çünkü boş sandalyeler alkış tutmaz.
Festival tarihine de ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Kayısının en yoğun hasat döneminde festival yapmak, Ramazan’da su festivali düzenlemeye benzer.
Olur mu?
Olur.
Ama katılım beklediğiniz gibi olmaz.
Çünkü Malatyalı o günlerde konser alanında değil, bahçededir.
Kayısının peşindedir.
Hâl böyle olunca sanatçının “Malatyalılar nerede?” sorusuna verilen cevap aslında şehir sosyolojisinin özeti oldu.
Asıl mesele ise reklam ve tanıtımdı.
Bir organizasyonun kaderi bazen afişe, bazen sosyal medyaya, bazen de tek bir paylaşıma bağlıdır.
Biz tiyatro yapan insanlar bunu iyi biliriz.
Altı yüz kişilik salonda perde açmadan önce bir ay boyunca reklam yaparız.
Provalar devam ederken tanıtım başlar.
Çünkü biliriz ki;
“Göz görmeyince gönül istemez.”
İnsan haberdar olmadığı etkinliğe gelemez.
Festival başladıktan sonra sosyal medya fenomenlerini arayıp reklam vermeye çalışmak, yağmur başladıktan sonra çatı yaptırmaya benzer.
Belki işe yarar…
Ama biraz geç kalınmıştır.
Şunu da söylemek gerekiyor.
Bu yazı “Sanatçı yanlıştı.” yazısı değildir.
Bugün milyonlarca takipçisi olan sanatçılar bile yanlış planlanan organizasyonların yükünü tek başına taşıyamaz.
Çünkü mesele sahnedeki isim değil;
Sahnenin önünü doldurabilmektir.
Ne demiş atalarımız?
“Bir çiçekle bahar olmaz.”
Tek başına sanatçı, iyi bir festival yapmaya yetmez.
Bir diğer konu ise kortej.
Geçmiş festivallerde kilometrelerce uzayan kortejleri, balkonlardan el sallayan insanları, ulusal kanalların canlı yayınlarını hatırlıyoruz.
Bu yıl ise aynı coşkuyu göremedik.
Oysa belediyenin bütün birimleri, sivil toplum kuruluşları, gönüllüler ve şehir dinamikleri ortak hareket etseydi ortaya bambaşka bir tablo çıkabilirdi.
Organizasyon dediğiniz şey sadece sahne yönetmek değildir.
İnsan yönetmektir.
Festival yalnızca konser değildir.
Bir baba elinden tuttuğu çocuğuyla festivale geldiğinde ilk sorusu şudur:
“Bizim çocuk ne yapacak?”
Çocuk tiyatroları…
Masal kahramanları…
Açık hava sineması…
Yüz boyama etkinlikleri…
Geleneksel çocuk oyunları…
İşte festival budur.
Çünkü çocuk gülerse aile kalır.
Aile kalırsa şehir nefes alır.
Önümüzde şimdi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenleyeceği Kültür Yolu Festivali var.
Daha etkinlik başlamadan şehir afişlerle doluyor.
Tanıtım videoları hazırlanıyor.
Sosyal medya koordineli kullanılıyor.
Kurum içinden başlayan tanıtım, şehir geneline yayılıyor.
Çünkü başarı tesadüf değildir.
Başarı, planlamanın ödülüdür.
Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er’in Malatya için gösterdiği çabayı görmezden gelmek haksızlık olur.
Ancak iyi bir kaptanın bile güçlü bir mürettebata ihtiyacı vardır.
Belki de artık festival organizasyonları için farklı disiplinlerden oluşan, iletişimcilerin, sanat yönetmenlerinin, organizatörlerin ve yerel kültür insanlarının içinde bulunduğu yeni bir çalışma modeli oluşturmanın zamanı gelmiştir.
Çünkü bu şehirde, imkânsızlıklar içinde binlerce kişilik organizasyonlara imza atan insanlar var.
Bazen en büyük cevher, burnumuzun dibindedir.
Yeter ki bakmayı bilelim.
Son söz…
Atalarımız boşuna dememiş:
“Akıl akıldan üstündür.”
Bir festivali başarıya ulaştıran tek bir kişinin fikri değil; ortak akıl, doğru ekip ve sağlam planlamadır.
Malatya bunu başarabilecek güce sahiptir.
Yeter ki sahne kurulmadan önce organizasyon kurulsun.
Çünkü mesele konser vermek değil…
Şehre unutulmayacak bir festival yaşatmaktır.

YORUMLAR