
Geçtiğimiz hafta sonu, Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun 70. Başkanlar Konseyi toplantısı vesilesiyle Türkiye’nin dört bir yanından gelen meslektaşlarımızla birlikte Eskişehir’deydik. Anadolu’nun ortasında, bozkırın içinde bir vaha gibi yükselen bu şehri her ziyaret ettiğimde farklı bir heyecan duyuyorum. Ancak bu kez, şehrin sadece fiziki yapısını değil, ruhunu ve yeni dönemdeki yansımasını gözlemleme fırsatım oldu.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ayşe Ünlüce’nin ev sahipliğinde kısa bir şehir turu attık. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Eskişehir, bir şehirden çok daha fazlası; vatandaşına nefes aldıran, ona değer veren devasa bir yaşam alanı olmuş.
“Bir Kişi Bile mi Şikâyet Etmez?”
Turun yanı sıra, gazeteci refleksiyle boş durmadık. Sokaktaki vatandaşa kulak kabarttık, Ayşe Ünlüce başkanımızı sorduk. Şaşırtıcı ama gerçek; konuştuğumuz bir tek kişi bile çıkıp “Şunu da yanlış yaptı” demedi. Herkesin yüzünde bir memnuniyet, dilinde bir huzur vardı.
Elbette bu başarı bir günde gelmedi. Ayşe Başkan, her fırsatta Eskişehir’in efsane ismi Yılmaz Büyükerşen’in emeğini ve mirasını dile getiriyor. O’nun attığı temellerin üzerine, bayrağı büyük bir nezaket ve kararlılıkla taşıyor. Sosyal etkinlikler, gezi parkları, dinlenme alanları… Hepsi kusursuz bir işleyiş içinde. Eskişehir, vatandaşına sadece beton değil, “huzurlu bir ortam” sunmayı başarmış.
Sami Başkan’a Açık Davet: “Ben TOKİ’yim” Demekle Olmuyor
Gelelim bizim Malatya’mıza… Eskişehir’i gezerken aklıma sürekli bizim Sami Er başkanımız geldi.
Sayın Başkan her fırsatta teknik adam kimliğine vurgu yaparak “Ben TOKİ’yim, ben inşaattan anlarım” minvalinde bir duruş sergiliyor. Ancak şehir yönetmek sadece blokları üst üste dikmek değildir. İnsanların o binaların arasında nasıl bir sosyal hayat yaşayacağını, nasıl huzur bulacağını planlamaktır.
Buradan Sami Başkan’a bir tavsiyem var: Ortada “Ben TOKİ’yim” diye gezeceğine, bir gün vakit ayırıp Eskişehir’i gezsin. Hatta gitmeye niyetlenirse haber versin; biz de kendisine Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan bir randevu alalım diyeceğim ama buna pek gerek de yok. Çünkü gördüğüm kadarıyla Ayşe Başkan, protokol duvarlarının arkasında değil, sürekli vatandaşın yanında ve tek başına sokaklarda geziyor. Sami Başkan da istediği an gidip bu “huzur şehri” modelini yerinde görebilir.
Şehri Anlatmak Yetmez, Görmek Lazım
Eskişehir’in o muazzam dönüşümünü, Porsuk Çayı’ndaki canlılığı, parklardaki neşeyi anlatmaya kelimeler yetmez. Bu yüzden, bu vizyonu daha iyi anlayabilmeniz adına hazırlanan bir tanıtım videosunu siz değerli okurlarımızla paylaşmak istiyorum.
Malatya’mızın da bir gün “inşaat sahası” olmaktan çıkıp, Eskişehir gibi insanların içinde yaşamaktan gurur duyduğu bir “huzur şehri” olması dileğiyle…
Cem Parlak
