Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Gizem Nur BOZOĞLAN
Gizem Nur BOZOĞLAN

Türkiye’de Kadın Olmak!

Türkiye’de kadın olmak, ataerkil toplum yapısına bağlı olarak hor görülmektir. Kadınların birçok alandaki başarıları görmezden gelinirken bireysel olarak da yaşam tarzları sürekli tartışılıp olumsuz yorumlar yapılarak dışarıda bırakılıyor. Siyasi görüşleri, giyim tarzları ve fikir ayrılıkları sebebiyle bile toplumun önemsizleştirdiği bireyler haline gelmiştir.

“Eteğimle değil, başörtümle değil, başarımla öne çıkacağım”

Yıllardır kadınların eteğinin boyu, başının kapalılığı, mesleği ve evlilikleri gibi meselelere takılarak asıl meseleyi gözden kaçırıyoruz. Kadınların tartışılacak bir konudan ziyade birer birey olarak toplumda var oldukları gerçeğini göz ardı ediyoruz. Biz kadınlar var oldukça, bu konular üzerine sürekli mücadele edeceğiz.

Kadınlar sadece evlenip çocuk bakıp yemek yapmakla yükümlü değildirler. Kariyer ve eğitimleriyle öne çıkabilir, tarzları ve düşünceleriyle ilerleyebilir, evlenip çocuklarının arkasında duran anneler olabilir, kendi ekonomik özgürlükleriyle tek başına ayakta duran bireylerdir. Kadınlar toplumda vardır ve hep de var olacaklardır.

“Vakit kaybedecek lüksümüz yok!”

Bir yanda, koruma kararına rağmen öldürülen, toplumsal ataerkil zihniyetin kurbanı olan kadınların trajedisi var. İster üniversite profesörü olsun, ister ev hanımı; ister başı açık olsun, ister kapalı; şiddet ve cinayet kadın olmanın ortak sorunudur. Kadınların kendi hayatlarına dair bir karar alma talebi karşısında bile can güvenliği tehdidiyle karşılaşması, bu ülkedeki hiçbir kadının “yaşam tarzı” tartışmalarıyla vakit kaybedecek lüksü olmadığı anlamına gelmektedir. Ancak Meclis’ten yerel yönetimlere, büyük şirketlerin yönetim kurullarından akademik kurumlara kadar her yerde kadınların görünürlüğü çok azdır.

Oysa çözüm; ne muhafazakâr kadının ne de seküler kadının dışlanmasıdır. Çözüm, tüm kadınların eşit oranlarda karar almalarıdır. Çünkü kadınları ancak kadınlar anlayacaktır. Bir kadın siyasetçi veya yönetici, 6284 Sayılı Kanun’un neden işlemediğini veya kreş desteğinin yetersizliğinin bir annenin idame ettirmesi gereken yaşamını nasıl etkilediğini bizzat deneyimleyen biri olarak daha iyi anlayacak ve çözümü için daha güçlü bir irade gösterecektir. Kadınlar toplumun aynasıdır; bu yüzden kararlar alınırken de söz hakkımız olmalıdır.

“Sadece kadınların değil, hepimizin meselesidir”

Öncelik, kadınların temel haklarına ve can güvenliğine saygı duymaktır. Bu, 6284 Sayılı Kanun’un sıfır toleransla uygulanması, ekonomik özgürlüklerinin desteklenmesi ve tüm karar alma süreçlerinde eşitliğin sağlanmasıyla mümkündür.

Ne zaman ki bir kadının kıyafeti değil, fikri, başarısı ve en önemlisi birey olarak var olma hakkı konuşulur, işte o zaman gerçekten ilerlemiş bir toplumdan bahsedebiliriz. Türkiye’nin geleceği, kadınlarını birer yaşam tarzı malzemesi olarak görmekten vazgeçip toplumun eşit ve saygın bireyleri olarak kabul ettiği gün başlayacaktır. Bu, sadece kadınların değil, hepimizin meselesidir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER