Merhaba sayın okur, nasılsınız, nasıl gidiyor hayat?
Malatya bugünlerde yeniden kurulan bir şehirden çok, küllerinden doğmaya çalışan bir anka kuşuna benziyor. 6 Şubat depremiyle yıkılan ne varsa, şimdi yeniden inşa ediliyor. Her köşede yükselen inşaatlar, biten projeler… Evet, eksikler var ama yine de o ağır ve kasvetli havayı dağıtan bir yanı da yok değil.
Fakat mesele sadece binaların yükselmesi değil; mesele şehrin ruhunu taşıyabilmesi. “Devlet aklı bir bildiğini yapar” deriz hep, buna güvenmek de çoğu zaman içimizi rahatlatır. Ama bazı sorular da kalbimizin köşesinde kalır.
Mesela, Malatya Çarşı’sı… Bir zamanlar alışkanlıkların, anıların, hafızaların kalbi gibiydi. Bugün han tarzı dükkanlarla yeniden yapıldı. Kağıt üzerinde farklı bir konsept olabilir ama halkın gözünde tanıdık değil, esnafın kalbinde sıcak değil. Hani insan bazen çocukluğunun sokağına girer de, ağaçlar aynı olsa bile gölgesini bulamaz ya; işte yeni çarşı biraz öyle. Yenilik güzeldir ama eskiyle bağ kurabildiği sürece anlamlıdır.
Bir diğer örnek: Fahri Kayahan Caddesi… Malatya’nın bir zamanlar vitrinidir o cadde. Şehrin sembolü, adeta şıklığını gösteren bir imza gibiydi. Bugün ise TOKİ bloklarıyla ikiye bölünmüş bir manzaraya dönüştü. Estetik bütünlük sağlanacak denilmişti ama o sözler sanki bu caddeye hiç uğramamış gibi. Göz var, nizam var; Başharık Mahallesi’ne yapılan TOKİ’lere bakıyorsunuz, uyum yakalanmış. Ama Fahri Kayahan’daki binalar, sanki şehrin ruhunu dinlemeden, sadece kağıda bakılarak inşa edilmiş gibi.
Elbette zor zamanların zor kararları olur. Devlet aklı bazen bizim göremediğimizi görür. Ama şehir sadece beton ve demirden ibaret değildir. Şehir, ayrıntılarla yaşar; kaldırımlarındaki taşlarla, çarşısındaki kokuyla, caddesindeki ağaç gölgeleriyle ruh bulur. Eğer bu ayrıntıları kaybedersek, geriye sadece birbirine benzeyen binalar kalır.
Velhasıl, “devlet aklı” deriz, susarız çoğu zaman. Ama devlet aklı da şehrin kalbini duymalı, ayrıntılara dokunmalı, taşın soğukluğuna değil insanın sıcaklığına bakmalı. Çünkü şehir, hafızasıyla şehir olur.
Ve biz yine de umudumuzu diri tutalım sayın okur… Çünkü ayrıntılar düzelirse, ruh yeniden şehre işlenirse, elbet umut dolu günler vardır.
