Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Diz Ağrısının Gizli Nedeni Olabilir: Lipödem Uyarısı

Ahmet Karacalar, lipödemin yalnızca estetik bir sorun olmadığını belirterek diz ağrılarıyla doğrudan ilişkisine dikkat çekti.

Ahmet Karacalar, lipödemin yalnızca estetik bir sorun olmadığını belirterek diz

Lipödem Sadece Estetik Değil, Kronik Bir Hastalık

Ahmet Karacalar, lipödemin çoğunlukla kadınlarda görülen kronik bir hastalık olduğunu vurgulayarak, yağ dokusunun özellikle bacak ve kalça bölgesinde anormal şekilde birikmesiyle ortaya çıktığını ifade etti.

Bu tabloya dokunmaya karşı hassasiyet, kolay morarma ve şiddetli ağrıların eşlik ettiğini belirten Karacalar, “Eğer diz ağrınızla birlikte bacaklarda simetrik kalınlaşma varsa ve kilo vermenize rağmen incelme olmuyorsa, bu durum lipödemle ilişkili olabilir” dedi.

Diz Biyomekaniğini Bozan Süreç

Lipödemin yalnızca görünümle sınırlı kalmadığını, doğrudan diz eklemlerini etkilediğini belirten Karacalar, teknik süreci şu şekilde açıkladı:

Artan yük ve deformite: Deri altı yağ dokusundaki artış diz eklemine binen yükü artırır. Bu durum diz ekseninde bozulmalara ve şekil değişikliklerine yol açabilir.

Dejenerasyon riski: Artan doku kütlesi yürüme düzenini değiştirerek kas aktivasyonunu bozar. Bu da dizde dejeneratif süreçleri hızlandırır ve özellikle Osteoartrit riskini artırır.

“Lipödem Tedavi Edilmeden Diz Sorunu Çözülmez”

Diz ağrılarında yalnızca ortopedik müdahalenin yeterli olmayabileceğini vurgulayan Karacalar, lipödemin erken teşhis edilmesinin önemine dikkat çekti.

Uzman isim, “Lipödem tedavi edilmeden diz eklemi sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi mümkün değildir. Uzun süredir devam eden ve nedeni açıklanamayan diz ağrılarında mutlaka bütüncül bir tıbbi değerlendirme yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Uzmanlardan Kritik Uyarı

Uzmanlara göre; özellikle kadınlarda görülen, kilo vermeye rağmen bacaklarda incelmeyen kalınlaşma, ağrı ve hassasiyet gibi belirtiler göz ardı edilmemeli. Erken tanı, hem yaşam kalitesini artırıyor hem de ilerleyen eklem hastalıklarının önüne geçilmesinde kritik rol oynuyor.