Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Miraç KARAMAN
Miraç KARAMAN

Kara Bir Nisan Sabahı: Don, Malatya’nın Umutlarını Yeşertmeden Vurdu

Kara Bir Nisan Sabahı: Don, Malatya’nın Umutlarını Yeşertmeden Vurdu – Depremden Bile Ağır Bir Darbe

Malatya’nın bereketli toprakları, baharın müjdecisi olan nisan ayında acı bir sürprizle karşılaştı. Umutla beklenen kayısı çiçekleri, beklenmedik bir don olayıyla adeta buz kesti. Beyaz örtü yerini kara bir hüzne bırakırken, Malatyalı çiftçilerimiz yine kara kara düşünmeye başladı.

Kayısı, bu şehrin sadece bir meyvesi değil, aynı zamanda can damarı. Ailelerin geçim kaynağı, sofraların bereketi, ekonominin itici gücü. Her yıl nisan ayında açan binlerce çiçek, sadece gözlerimizi değil, geleceğe dair umutlarımızı da yeşertirdi. Ancak bu yıl, doğanın acımasız yüzüyle erkenden tanıştık.
Soğuk hava dalgası, baharın taze nefesini keserek, henüz tomurcuk halindeki kayısı çiçeklerini dondurdu. Sabahın ilk ışıklarıyla bahçelerine koşan çiftçilerimiz, umut dolu bekleyişlerinin yerini derin bir hayal kırıklığına bıraktığını gördü. Emekle büyütülen ağaçların, bir gecede yok olan geleceğiydi bu. Ve ne yazık ki, bu beklenmedik felaket, geçtiğimiz yıl yaşadığımız depremin yaralarını sarmaya çalışan şehrimiz için maddi olarak depremden bile daha büyük bir yıkım potansiyeli taşıyor.

Deprem, evlerimizi, iş yerlerimizi yıktı; ancak kayısı, yeniden inşa edebileceğimiz bir umuttu. Oysa bu don olayı, doğrudan çiftçimizin bir yıllık emeğini, geleceğe dair tüm beklentilerini bir anda yok etti. Kayısı rekoltesindeki bu tam kayıp, sadece bireysel çiftçilerin değil, tüm Malatya ekonomisinin dengesini derinden sarsacak. İhracat gelirlerinden yerel ticarete kadar pek çok alanda hissedilecek bu boşluk, depremin ekonomik etkilerini katlayacak bir nitelikte.

Peki şimdi ne olacak? Bu zorlu süreçte Malatyalı çiftçilerimiz yalnız bırakılmamalı. Gözler şimdi Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere, devletimizin ilgili tüm kurumlarına çevrilmiş durumda. Bu yılki mahsul kaybının telafisi mümkün olmasa da, çiftçilerimizin ayakta kalabilmesi için acil ve etkili destek mekanizmaları hayata geçirilmelidir.

Yıllardır baba mesleği kayısı ticaretiyle uğraşan Halil Temel de bu kara günlerde Malatyalı çiftçisinin yaşadığı derin üzüntüyü dile getiriyor: “Bu don olayı, depremden sonra adeta ikinci bir yıkım oldu. Bizim için kayısı sadece bir ticaret aracı değil, nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimi. Çiftçilerimizin bu perişan halini görmek, bizleri de derinden etkiliyor. Onların emeği, bizim de ekmeğimiz.”

Temel, bu zorlu süreçte atılması gereken adımlara dair şu önemli önerilerde bulunuyor: “Devletimizden acil olarak çiftçilerimize yönelik faizsiz veya çok düşük faizli kredi imkanları bekliyoruz. Mevcut borçların ertelenmesi de çiftçilerimizin rahat bir nefes almasını sağlayacaktır. Hatta bu yılki kayıpları telafi etmese de, gelecek sezona hazırlık yapabilmeleri için hibe destekleri de çok kıymetli olacaktır.”

Kayısı ticaretinin sadece üretimle sınırlı olmadığını vurgulayan Temel, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu durum, sadece çiftçilerimizi değil, nakliyecisinden ambalajcısına, işçisinden ihracatçısına kadar tüm sektörü olumsuz etkileyecek. Bu nedenle, devletimizin sadece çiftçiye değil, tüm kayısı ekosistemine yönelik destekleyici politikalar geliştirmesi gerekiyor. Örneğin, ihracatın devamlılığı için alternatif çözümler üretilmeli, depolama ve işleme tesislerine yönelik destekler artırılmalı.”

Temel, uzun vadeli çözümlerin de önemine dikkat çekiyor: “İklim değişikliğinin etkilerini artık daha derinden hissediyoruz. Bu tür don olaylarının tekrar yaşanmaması için bilimsel çalışmalar yapılmalı, çiftçilerimiz bilinçlendirilmeli ve modern tarım tekniklerine geçişleri desteklenmeli. Belki de daha dayanıklı kayısı çeşitleri üzerine araştırmalar yapılabilir.”

Bakanlığın, geçmiş yıllardaki benzer doğal afetlerde olduğu gibi, Malatyalı çiftçilerimize yönelik özel bir destek paketi açıklaması hayati önem taşıyor. Bu paket içerisinde, düşük faizli kredi imkanları, mevcut kredi borçlarının ertelenmesi, hatta mümkünse hibe destekleri yer almalıdır. Ayrıca, çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla uygun koşullarda finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır.

Bu yıl mahsul alamayacak olan çiftçilerimizin geçim kaynakları ise büyük bir soru işareti. Bu noktada, devletin ve yerel yönetimlerin öncülüğünde alternatif gelir kaynakları oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapılabilir. Örneğin, çiftçilerimizin kısa vadede değerlendirebileceği farklı tarım ürünlerine yönlendirilmesi, küçükbaş hayvancılık gibi alternatif geçim yollarının desteklenmesi düşünülebilir. Ayrıca, kırsal turizm potansiyelinin değerlendirilmesi, el sanatları gibi yerel üretimlerin teşvik edilmesi de çiftçilerimize ek gelir sağlayabilir.
Unutmayalım ki, Malatya demek kayısı demek. Kayısımıza sahip çıkmak, çiftçimize sahip çıkmak, şehrimizin geleceğine sahip çıkmak demektir. Kara nisan sabahının ardından gelen bu zorlu süreçte, dayanışma ve destekle yaralarımızı sarabilir, yeniden umutla yeşerebiliriz. Devletimizin ve milletimizin desteğiyle, Malatya çiftçisi bu zorluğun da üstesinden gelecektir.

Yeter ki biz, bu zorlu sınavı birlikte aşmayı bilelim ve gereken adımları zamanında atalım. Malatya’nın güneşi, elbet yeniden kayısı çiçeklerinin üzerinde parlayacaktır. Bu defa, depremin ardından gelen bu kara kışın ardından daha güçlü doğması için hep birlikte mücadele etmeliyiz.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER