Hem geleneksel tıpta hem de modern farmakolojide kullanılan kayısı çekirdeği, içerdiği bitkisel yağlar ve fitokimyasallar sayesinde kozmetik, gıda takviyesi ve farmasötik alanlarda yaygın olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, özellikle acı kayısı çekirdeklerinin çiğ ve yüksek miktarda tüketilmesinin ölümcül risk taşıdığına dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Kaman, kayısı çekirdeğinin sağlık açısından faydaları ve olası riskleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Antikanser ve antioksidan etkiler
Kayısı çekirdeğinin antikanser, anti-enflamatuar ve antioksidan özellikler barındırdığını belirten Kaman, soğuk pres yağı başta olmak üzere birçok formda değerlendirildiğini ifade etti. İçeriğinde yer alan polifenoller ve E vitamini sayesinde hücresel yaşlanmayı geciktirdiğini, bağışıklık sistemini desteklediğini ve cilt sağlığına katkı sunduğunu dile getirdi.
Acı ve tatlı çekirdek farkı
Acı ve tatlı kayısı çekirdekleri arasındaki temel farkın “amigdalin oranı” olduğuna işaret eden Kaman, acı çekirdeklerin yüksek miktarda amigdalin içerdiğini ve bu nedenle tıbbi amaçlarla kullanıldığını ancak toksikolojik riskin de yüksek olduğunu söyledi. Tatlı çekirdeklerin ise daha çok kozmetik ve gıda ürünlerinde değerlendirildiğini belirtti.
Siyanür zehirlenmesi riski
Kayısı çekirdeğinde bulunan amigdalinin, vücutta parçalanarak hidrojen siyanüre dönüşebildiğini vurgulayan Kaman, “Aşırı tüketim mide bulantısı, kusma, baş dönmesi, bilinç kaybı hatta ölüme kadar giden sonuçlar doğurabilir. Özellikle acı çekirdeklerin çiğ tüketimi ölümcül olabilir” dedi.
Güvenli tüketim miktarı
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) verilerini paylaşan Kaman, yetişkinlerin günde en fazla üç küçük kayısı çekirdeği (yaklaşık 370 mg) tüketebileceğini, çocuklar içinse bu sınırın yarım küçük çekirdek (yaklaşık 60 mg) olduğunu belirtti. Ayrıca hamileler, emziren kadınlar ve çocukların kayısı çekirdeği tüketmemesi gerektiğini vurguladı.
