*Doğumdan sonra bebeklerde tartı kaybı olur mu? Nedeni nedir? Ne zaman doğum tartılarına ulaşırlar?
Bebekler doğmadan önce anne rahim su kesesi içinde sulu bir ortamda bulunduklarından fizyolojik olarak vücutlarında fazla miktarda sıvı ile doğarlar. Doğum sonrası vücutlarındaki bu fazla sıvıyı kaybettiklerinden doğum tartılarının bir kısmını kaybederler. Zamanında doğmuş sağlıklı bir bebek için ilk 3-5 gününde %5-10’ luk tartı kaybı normal olup, 7-10.günde bebek tekrar doğum ağırlığına ulaşır. Prematüre (erken doğan) bebeklerde ise ilk 7 günde %10-15 e kadar tartı kaybı normal olup bu kaybın doğum haftasına bağlı olarak yaklaşık 10-21.günlük olduğunda doğum ağırlığına gelmesini bekleriz. Zamanında doğan sağlıklı bebekler için doğum ağırlığının %10 ve üstü bir kayıp varsa (Prematüre bebekler için %15 üzeri) ve/veya 10. günde halen doğum tartısını ulaşmamış ise (Prematüre bebekler için 14-21. günde) en kısa sürede bir uzman hekime başvurulması gerekir.
*Yeni doğmuş bebeklerde aileleri endişelendirebilen ancak normal olabilecek durumlar nelerdir?
Bebeğin kafa kemiklerinin üst üste binmesine bağlı kafada bazı çıkıntılar, dilaltı bağı olması, doğuştan diş olması, özellikle kalça bölgesinde ciltte kahverengi-mor lekeler, pek çok döküntü ve kızarıklık, bebeğin memesinde şişlik, memesinden süt gelmesi, kız bebeklerde vajinal sümüksü akıntı, vajinal kanama olması, idrar sonrası bezde turuncu-kırmızı renkte lekelenme gibi aileleri çok korkutan durumlar aslında çoğunlukla normaldir. Bu gibi durumlarda aileler fazla panik ve endişe içine girmeden, bir uzman hekime başvurmalıdır.
*Bebeğin emzirilmesi nasıl olmalı? Ne sıkla emzirilmeli? Yeterli olduğunu nasıl anlarız?
Bebekler ilk günlerde (özellikle doğumdan sonraki ilk 15 gün) 2-3 saat aralıklarla düzenli emzirilmelidir. Bebeğin 24 saat içinde 8-12 kez emmesi, 3. günden sonra günlük 4-8 ıslak bez olması, bebeğin uyanık ve canlı görünmesi, ağız içinin nemli olması, annenin göğüslerinin emzirme öncesi dolgun ve sonrası yumuşak veya tamamen boşalmış olması, bebeğin emerken gırtlaktan gelen derin yutkunma sesinin duyulması bize emzirmenin yeterli olduğunu gösterir. Emzirme süresinin yaklaşık 10-20 dk civarında olması yeterli emzirme olarak değerlendirilir. Bebek emerken gözleri kapanabilir ve uykuya geçebilir. Önemli olan emme eyleminin devam etmesidir. Emmenin devam etmesi için meme ucu üst damağa değdirilerek, burun veya kulak kıkırdağı hafif uyarılarak, ayak tabanına hafif fiske atılarak emme eyleminin sağlanması yeterli olacaktır. Hiçbir zaman annelerin meme sağımı yapıp süt miktarını hesaplayarak bebek beslenmesini önermeyiz. Bu durum anne de gereksiz kaygı ve anne sütünün erken kesilmesine neden olabilir. Unutulmamalıdır ki her annenin sütü özel durumlar hariç kendi bebeğine yetecek kadar salgılanır. Daha iyi süt salımı için annenin de dinlenmeye ihtiyacı olacağından doğumdan sonraki ilk 15 günden sonra gece bebek uyanmadığı sürece uyandırılıp emzirme önerilmez. Beslenme aralığı 3 saat ara ile olması yeterli olacaktır. Bunun yanı sıra bebeğin düzenli doktor kontrolü ile muayenesi ve tartı kontrolü en doğru cevabı verecektir.
*Anne sütü artırmak için neler yapılabilir?
Anne sütünü arttırmanın en etkin yolu düzenli ve sık aralıklarla bebeğin emzirilmesidir. Çünkü bebek anne memesini her emdiğinde annenin süt yapımında görevli hormonların salgılanması uyarılır. Böylelikle düzenli uyarı ile süt yapımı artacaktır. Bunlar dışında annenin beslenme şekli de süt yapımında önemlidir. Annenin günlük 2-3 litre sıvı tüketmesi süt yapımını olumlu etkileyecektir. Emzirme döneminde annelerin dengeli beslenmesi yeterli protein, kalsiyum, fosfor ve vitamin desteği alması anne sütünün artmasına yardımcı olacaktır. Emziren annelerde bebekte kolik(gaz sancısı) olacağı kaygısıyla bazı gıdaların tüketiminin kısıtlanması doğru bir yaklaşım değildir. Emziren annelerin tüm gıdalardan yeterli miktarda tüketmesi anne sütünün artmasına ve içeriğinin zenginleşmesini sağlayacaktır. Ayrıca gerektiği durumlarda uzman doktor tavsiyesiyle anne sütü artırıcı bitkisel ürünler, süt, çaylar vb. kullanılabilir.
*Yenidoğan sarılığı nedir? Bebekler neden sararır? Önlemek için neler yapılabilir?
Sarılık, kandaki bilirubin denen maddenin düzeyinin artması sonucu deri ve göz akının sarı renk alması durumudur. Yenidoğan döneminde en sık karşılaşılan problemlerdendir. Yaşamın ilk iki haftasında hastaneye yatışın en sık nedeni sarılıktır. Yenidoğanlarda görülen bu sarılık bulaşıcı olmayıp bebeklerin kan hücrelerinin daha kısa sürede yıkılmasından ve karaciğerlerinin henüz tam olgunlaşmamasından kaynaklanır.
Ciddi düzeydeki sarılık olumsuz tıbbi durumlara (sağırlık, beyin hasarı vs.) neden olabilir. Bu nedenle doğum sonrası her yenidoğan bebeğin hastaneden taburculuk öncesi sarılık açısından değerlendirilip uygun zamanda kontrole çağırılması gerekir. Sarılık her bebekte görülür. Ancak belli değerlere ulaşması önemli bir risk oluşturur. Özellikle riskli bebeklerde yakın izlem ile oluşabilecek olumsuz tıbbi durumlar önlenmiş olur. Riskli bebekler; zamanından önce doğanlar, kan uyuşmazlığı olanlar, yetersiz anne sütü ile beslenenler, ailede daha önce sarılık nedeniyle hastaneye yatan kardeş öyküsü olanlar sayılabilir. Sarılığın önlenmesi için ebeveynin yapması gereken, yeterli ve başarılı emzirmedir. Beslenmeden bağımsız olaraktan geliştiği için risk faktörlerinin belirlenmesi gerekir. Bebeklerin kandan ya da ciltten sarılık değerlerinin ölçülerek ne zaman kontrole geleceği belirlenmelidir.
Yeterli beslenmeye rağmen bebekte sarılık artıyorsa acilen uzman doktora başvurulmalıdır. Sarılığın belirlenen sınırların üzerinde olması durumunda bebekte olumsuz tıbbi durum gelişmemesi için acilen mavi ışık ile fototerapi tedavisi uygulanır. Bu sayede sarılık değeri düşürülür.
*Yenidoğan bebeklerde göbek bağı bakımı nasıl yapılır? Göbek bağı ne zaman düşer? Göbek bağı düştükten sonra neye dikkat edilmelidir? Göbek granülomu nedir ve nasıl tedavi edilir?
Güncel yaklaşım olarak sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde göbek bakımı için kuru bakım önerilir. Yani herhangi bir ilaç (alkol, povidon iyot, mersol, pudra gibi) sürülmesine gerek yoktur. Temiz tutulması yeterlidir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken nokta göbek bağının bebek bezinin içinde değil, üzerinde kalmasının sağlanmasıdır. Yenidoğan göbek bağı çentikli bez tercih edilebilir. Normal bez büyük geliyorsa bez kendi üzerine katlanarak göbeğin açıkta ve bez üstüne gelecek şekilde kalması sağlanmalıdır. Bebek doğumdan 24 saat geçtikten sonra 1 kez yıkanabilir. Ondan sonra göbek bağı düşmeden yıkanma pek önerilmez. Bunun nedeni göbek bağının ıslanması durumunda düşmesinin gecikmesi ve nemli kalarak enfeksiyon olmasına zemin hazırlayabilmesidir. Bu süreçte bebeğin yıkanması yerine silinmesi de önerilebilir. Bebek şayet yıkanacaksa göbek bağı düşene kadar bebek yıkanırken göbek bağının ıslanmamasına dikkat etmek gerekir.
Normalde göbek bağı 7-14 gün arasında düşer, eğer bu sürenin üç haftadan fazla olması ya da göbek bağında kötü koku, akıntı, kanama olursa mutlaka uzman hekime başvurulmalıdır. Göbek bağının geç düşmesi bazı bağışıklık sistemi hastalıkları ile ilgili de olabilir.
Göbek granülomu göbek bağı düştükten sonra yaklaşık 1 hafta sonra ortaya çıkan göbekte kalan kırmızı-pembe parlak yuvarlak doku parçasıdır. Oluşması göbek bağı bakımı ile ilgili bir durum değildir. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Tedavi edilmezse göbekten sürekli akıntı (kanlı veya sarı-yeşil) ve sulantıya neden olarak bebeğin cildini tahriş eder. Bazı durumlarda kanamaya neden olur. Genelde herhangi bir ek tetkik yapılması gerekmez. Tedavisinde gümüş nitrat çubukları ile kimyasal yakılma uygulanarak kuruması sağlanabilir. İşlem bebeğe ağrı vermez. Genelde 1-3 uygulamadan sonra göbek granülomu küçülür ve kurur. Gümüş nitrattan sonra en sık kullanılan tedavi yöntemi cerrahi dikiş yardımı ile granülomun göbeğe birleştiği kısımdan bağlanmasıdır. Böylece granülomun beslenme yolu kesilerek ölü doku haline gelmesi ve düşmesi sağlanır. Tedavi süresince yıkanma önerilmez.
*Bebeklerde gözyaşı kanal darlığı veya tıkanıklığı nedir? Tedavisi nasıl yapılır? Düzelir mi?
Bebeğin doğumdan sonra tek veya her iki gözünde devamlı akıntı, çapaklanma olması durumudur. Gözlerinde devamlı akıntı, çapaklanma olması durumunda gözyaşı kanal tıkanıklığından şüphelenilmeli ve hasta mutlaka öncelikle uzman hekime ve sonrasında gerekli durumlarda göz hekimine başvurmalıdır. Erken tanı ile gözyaşı kanalına masaj ve lokal tedavilerle genellikle düzelen bir durumdur.
Gözyaşı kanal masajında bebeğin burun köküne doğru gözyaşı pınarının üstüne parmakla hafifçe bastırılır ve aşağıya doğru sıvazlanır. Bu masaj günde bir kaç kez birkaç dakika boyunca uygulanır. (İnternette masaj şekli ile ilgili uzman hekim videoları bulunmakta).
Çoğu hasta 1 yaşına kadar ameliyat ihtiyacı olmadan düzelir. Uygulanan lokal tedavilere ve masaj terapilerine rağmen 1 yaşına kadar düzelmeyen bebeklerde göz hekiminin görüşüyle operasyon kararı alınabilir.
