Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ünal, karaciğer sağlığını tehdit eden yanlış alışkanlıklara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Toplumda yaygın olarak uygulanan “karaciğer detoksu” gibi yöntemlerin bilimsel bir karşılığının olmadığını belirten Ünal, bu tür yaklaşımların sorunun fark edilmesini geciktirebileceğini ve hastalığın ilerlemesine neden olabileceğini ifade etti.
Prof. Dr. Ünal, karaciğer yağlanmasının erken dönemde basit yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini vurgularken, özellikle beslenme ve fiziksel aktivitenin bu süreçte kritik rol oynadığını dile getirdi.
Uzman isim, şok diyetlerle hızlı kilo vermeye çalışmanın karaciğer üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirterek, haftada 1–1.5 kilogramdan fazla kilo kaybının karaciğerde stres oluşturabileceğini ve yağlanmayı artırabileceğini söyledi.
Sadece diyet yapıp egzersizi ihmal etmenin de önemli bir hata olduğuna dikkat çeken Ünal, düzenli fiziksel aktivitenin insülin direncini azaltarak karaciğer yağlanmasını kontrol altına almada etkili olduğunu kaydetti.
Meyve tüketiminde aşırıya kaçılmasının da risk oluşturduğunu ifade eden Ünal, özellikle fruktoz içeriği nedeniyle fazla meyve ve meyve suyu tüketiminin karaciğer yağlanmasını artırabileceğini belirtti.
Bitkisel ürünler konusunda da uyarılarda bulunan Ünal, içeriği ve dozu bilinmeyen ürünlerin “doğal” algısıyla kontrolsüz şekilde kullanılmasının karaciğer hasarına yol açabileceğini, hatta bazı durumlarda karaciğer nakline kadar gidebilecek ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Alkol kullanımına da değinen Ünal, “zararsız sınır” algısının yanlış olduğunu vurgulayarak, özellikle karaciğer yağlanması olan kişilerde az miktarda alkolün bile hastalığın ilerlemesini hızlandırabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Hakan Ünal, karaciğerin dışarıdan “detoks” desteğine ihtiyaç duymadığını, doğru beslenme, düzenli egzersiz ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulması halinde kendini yenileyebilen bir organ olduğunu sözlerine ekledi.
