Malatya’da bölgenin en önemli su kaynaklarından biri olan Tohma Çayı’nın ekolojik durumu bilimsel verilerle ortaya kondu. Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Memet Varol tarafından yürütülen iki ayrı araştırma, alanında saygın dergiler arasında yer alan Environmental Research ve Journal of Environmental Chemical Engineering’de yayımlandı.
MTÜ Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, çalışmaların bölgesel çevre yönetimi ve sürdürülebilir doğal kaynak kullanımı açısından önemli bilimsel veriler sunduğunu belirtti.
Tohma Çayı’nda Su Kalitesi Güvenli Seviyede
Sivas’ta doğarak Malatya’dan geçen ve Karakaya Barajı’na ulaşan Tohma Çayı, aynı zamanda Fırat Nehri’nin önemli kolları arasında yer alıyor. Tarımsal sulama, balıkçılık ve ekosistem sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip nehirde, 2023–2024 yılları arasında 13 farklı noktadan su ve sediman örnekleri alındı.
Yapılan analizler sonucunda su içerisindeki ağır metal seviyelerinin Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği limit değerlerinin altında olduğu belirlendi. Mevcut koşullarda insan sağlığı açısından kanserojen risk bulunmadığı, suyun hem tarımsal sulama hem de sucul yaşam için uygun olduğu tespit edildi.
Sedimanlarda Metal Birikimi Uyarısı
Araştırmada nehir tabanındaki sediman örneklerinde özellikle Nikel, Kadmiyum ve Krom metallerinin birikim gösterdiği saptandı. Bu birikimlerin özellikle nehrin yukarı havzasında dip canlıları için potansiyel risk oluşturabileceği değerlendirildi.
Bilimsel incelemelerde metal birikiminin farklı kaynaklarla ilişkili olduğu ortaya kondu. Kangal bölgesindeki termik santral faaliyetleri ile Kuluncak çevresindeki madencilik çalışmalarının yukarı havzada etkili olduğu tespit edildi. Ayrıca evsel atıklar ile Organize Sanayi Bölgesi’nin atıklarını taşıyan Şahnahan Çayı’nın Tohma Çayı ile birleştiği noktalarda metal konsantrasyonlarında artış gözlemlendi.
Rektör Prof. Dr. Recep Bentli yaptığı açıklamada, su kalitesinin mevcut durumda güvenli olduğunu ancak sedimanlarda tespit edilen birikimlerin sanayi ve madencilik faaliyetlerinin daha yakından izlenmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti. Üniversite olarak doğal kaynakların korunmasına katkı sunan ve karar vericilere bilimsel veri sağlayan çalışmaların sürdürüleceği kaydedildi.


