Malatya’nın Akçadağ, Doğanşehir, Adıyaman ve Çelikhan ile komşu, çoğunlukla dağlık araziye sahip gözde ilçesi Yeşilyurt, özellikle yaz aylarında artan nüfusu ve sosyal hareketliliği ile biliniyor. 1957 yılında bugünkü adını almadan önce “Çırmahtı” olarak anılan bu yerleşim yeri, son dönemde ortaya çıkan arkeolojik bulgularla tarih sahnesindeki önemini pekiştiriyor.
Tarihin Derinliklerinden Gelen İzler: Arkeolojik Hazineler
Yeşilyurt, barındırdığı önemli arkeolojik alanlar ile adeta açık hava müzesi niteliğindedir. İlçede yapılan yüzey araştırmaları ve kazılarda, bölgenin Geç Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim ve geçiş güzergahı olduğunu kanıtlayan izlere rastlanmıştır:
- Bürücek Yaylası: Burada bulunan Geç Roma dönemine ait gözetleme yeri kalıntıları, bölgenin stratejik önemini gözler önüne seriyor.
- Cihankalesi: Taş duvarlı mekanları ve kireç katkılı sıvalı duvarlarıyla dikkat çeken Cihankalesi, dönemin mimari özelliklerine ışık tutuyor.
- Gözbaba ve Höyüktepe Tümülüsleri: MS 2. yüzyıla tarihlenen ve 40 metre çapa sahip Gözbaba Tümülüsü ile 50 metre çapında ve Geç Roma dönemine ait Höyüktepe Tümülüsü, bölgedeki soylu ve önemli kişilerin mezar yapılarını temsil ediyor.
- Kadı Kalesi ve Kaletepe: Bizans dönemine ait seramik parçalarının bulunduğu Kadı Kalesi ve Roma ile Bizans dönemlerine ait yerleşim izlerini taşıyan Kaletepe, kesintisiz yerleşimin kanıtlarıdır.
- Roma Mezarı: İçinden iskelet kalıntıları ve özellikle dönemin günlük yaşamına dair ipucu veren cam koku şişelerinin çıkması, Roma Mezarı’nı bölgenin dikkat çekici bulgularından biri yapmaktadır.
Yeşilyurt, hem doğal güzellikleri hem de bu derin tarihi zenginliği sayesinde, sadece yerel halkın değil, aynı zamanda tarih ve arkeoloji meraklılarının da rotasında olması gereken önemli bir merkez olarak öne çıkıyor. İlçe, Malatya turizmi için büyük bir potansiyel taşımaktadır.
